18 Ocak 2012 Çarşamba

Bahçemdeki Organik Maydonozlar!




Maydanoz deyip geçmeyin. Soframıza koyduğumuz yeşillikler içerisinde yetiştirilmesi en güç bitkidit.Çok özen ister. Önce,ekilecek yerin çok özenli bir şekilde hazırlanması gerekir. Ben bu maydonozların yerini önce bir belledim,sonra ikinci kere ters yönde belledim.toprağı bir -iki gün havalandırmaya bıraktım.Daha sonra avuçlarımın içinde tarhanayı ovala gibi ovaladım.daha sonra toprağı elekle eledim.Toprağın üzerine doğal gübreyi eledim.Bu karışımın üzerine maydonoz tohumlarını serpiştirdim.Üzerine tekrar toprak eledim.Üzerine Kestiğim şeker çuvallarını örttüm ve hafif ıslattım.Arada bir ıslatmaya devam ettim.

Tere ,roka gibi bitkiler üç beş günde çıkarken,bu maydonoz,sanki dünyanın en leziz bitkisi!On beş yirmi gün nazlanır. Ve fakat çıktığında da size oh be helal olsun sana verdiğim emeğe dedirterek gönlünüzü almayı da bilir hani!

Fakat şu gördüğünüz maydonoz var ya,gerçekten daha koparır iken buram buram maydonoz kokar,pazardan aldığınız maydonozlara hiç benzemez...

Sahi her şeye maydonoz olma sözü,maydanozun bu kadar önemli olmasından ileri gelmiş olmasın!
Posted by Picasa

1 Ocak 2012 Pazar

Yeni yıl 2012 Kabazlı Köyü Gezisi



Hava acayip soğuktu.Arabanın kaloriferlerini çalıştırdım.Kömürlükte bulunan efes biralarından birisini açtım.Gülünç bi şey oldu.Havanın soğukluuğuna güvenen ben,biradan ilk yudumu alınca ağzıma gelen ılık ve iğrenç tadı duyduğumda,güldüm.Kömürlüğümün ,jeotermal kalorifer sisteminin girişi olduğunu unutmuşum! E, ne yapacaksın,büyük adamlar dalgın olur deyip kendimi avutma yolunu seçtim!
Posted by Picasa

22 Aralık 2011 Perşembe

Gururlu Küçük çoban.O gün 4-5 çoban keçi sürülerini karıştırmışlar.Gözüme 1000 e yakın gözüktü.Gururlu küçük çobana sorduğumda 1000 den çok fazla demesin mi!
Posted by Picasa

15 Aralık 2011 Perşembe

Güler Çeyiz Sandığı ile...



Şimdilerde modası geçmiş olabilir ama,eskiden kızlar on yaşından itibaren ellerinde tığ,şiş veya iğne çeyiz yapmaya başlardı.Ta evlendiği güne kadar.Ve o el emeği -göz nuru çeyizleri kola denilen bir madde ile kaplarlar,daha sonra ütülerler,çeyiz sandıklarına yerleştirirlerdi... Ayrıca naftalinlerdi...Bu emek her yıl tekrar edilirdi... Çeyiz sandıklarının en özel parçaları, bir genç kızın anneannesinden , babaannesinden veya daha eski kuşaklardan kendisine armağan kalmış parçaları çok özel bohçalar içinde saklanırdı... Böylelikle bir kültür mirası,başka kuşaklara devredilirdi...

Genelde bir birini deli gibi seveb aşıklar,gelin olur,damat olur muratlarına ererler.İlk aylar,yıllar balayıdır,daha sonra hafif sürtüşmeler ,kavgalar başlar... Ben sevgili Gülerle ilk ciddi kavgamı,evlenmemiz arifesinde,şimdi rahmetli olan ilkokuldan öğretmeni olan Zekiye Külahlıoğlu huzurunda yaptım... Meğer sevgili eşimin ailesi fakir olduğundan bir çeyiz sandığı alamamış,çeyizlerini bohça içinde saklarmış..Düğün geldi çattı,sevgili eşim olacak hanım,çeyiz sandığı isterim diye tutturdu.Ben alamayız da alamayız diye tutturdum..O dea alırız alırız diye tutturdu... Ben sanıyordum ki,yukarıda resimde gördüğünüz fotoğraftaki gibi,cevizden yapılmış süslü nakışlı bir çeyiz sandığı ve fiyatı da o yıllara göre benim bir aylık maaşım olan 500 lira...

İLkouldan öğretmeni olan Zekiye öğretmen , durun çocuklar büyütecek bir şey yok,altı üstü 50 lira demez mi?

Parayı ben veririm olur biter... Ben olur mu öğretmenim,50 liraya gücümüz yeter evel allah dedim. O zamanlar şimdiki gibi koliler yoktu...Ayakkabıcalar istanbul'dan, izmir'den büyük miktarda ayakkabı siparişi verdiklerinde ,ayakkabılar yukarıdaki resimdekine banzer sandıklar içinde gönderilir ve ayakkbıcılar da bu sandıkları ihtiyaç sahiplerine satarlarmış..Ancak o sandıklar cevizden değil,süslü değil... Bu yüzden de çok ucuz olurmuş...

Sevgili eşimle evliliğimiz 42 yıldır sürüyor..Ve ne kadar komik değil mi? En ciddi kavgamızı evlenmeden önce,koli niyetine kullanılan bir sandık yüzünden yaptık...Bakın tek taş yüzük yüzünden demiyorum. genç nesillere duyurulur!