30 Ocak 2011 Pazar
27 Ocak 2011 Perşembe
Düşlerim de düşlerim....
Son bloğumda kardeşimin yanağında onunla birlikte mezara gidecek bir ısırık izi bıraktığımı yazmış ve noktayı koymuştum. Yaşım yedi veya sekiz,,üç veya dört ....Neyse,kardeşimi derin hıçkırıklar içinde bırakıp,yedi sekiz kilometre uzaklıktaki anne ve babamların çalıştıkları dağlardaki tarlalarımıza doğru bir koşu tutturdum.Koş babam koş.
Koş babam koş...Tarlaya vardım.Babam,ağabeylerim ve ablam buğday,arpa yolması ile meşguller.Ortalıklarda annem gözükmüyor.Oysa benim bildiğim ailenin patronu o! Önce ona hesap vermeliyim ya da ondan hesap sormalıyım.Beni bir bebekle niçin baş başa bıraktınız diye! Neyse yarım saat geçti geçmedi,zavallı anneciğim, sırtına kardeşimi sarmış,yedi sekiz kilometrelik rampaları aşarak dağa ulaşmış.Ve üstelik diğer çocuğunu tüm köyde arayıp bulamayınca bir ihtimal dağdadır diyerek,bütün yolu kalp çarpıntılarıyla yürüyerek bize ulaşmış.Beni görünce sevinsin mi,üzülsün mü ,kızsın mı ,öfkelensin mi,dövsün mü,sevsin mi?duygularıyla karmakarışık bir ifade ile yüzüme baktı,baktı,baktı.....Ana yüreği bu,sarılıverdi ve beni göğsüne bastırdı...Anam benim.Senin hakkını nasıl öderim!!!!!!!!!!!!
Koş babam koş...Tarlaya vardım.Babam,ağabeylerim ve ablam buğday,arpa yolması ile meşguller.Ortalıklarda annem gözükmüyor.Oysa benim bildiğim ailenin patronu o! Önce ona hesap vermeliyim ya da ondan hesap sormalıyım.Beni bir bebekle niçin baş başa bıraktınız diye! Neyse yarım saat geçti geçmedi,zavallı anneciğim, sırtına kardeşimi sarmış,yedi sekiz kilometrelik rampaları aşarak dağa ulaşmış.Ve üstelik diğer çocuğunu tüm köyde arayıp bulamayınca bir ihtimal dağdadır diyerek,bütün yolu kalp çarpıntılarıyla yürüyerek bize ulaşmış.Beni görünce sevinsin mi,üzülsün mü ,kızsın mı ,öfkelensin mi,dövsün mü,sevsin mi?duygularıyla karmakarışık bir ifade ile yüzüme baktı,baktı,baktı.....Ana yüreği bu,sarılıverdi ve beni göğsüne bastırdı...Anam benim.Senin hakkını nasıl öderim!!!!!!!!!!!!
8 Ocak 2011 Cumartesi
1955-56 yılları Mayıs'ın son günleri.Yağan Nisan yağmurları doğayı coşturmuş,tüm doğa adam boyu otla dolmuştu.Ot köyde yaşayanlar için hayatın kendisi demektir.Damdaki ineğin,koyunun ,keçinin kışlık azığı demektir.Çalışkan mı çalışkan,hamarat mı hamarat bir annem var.O bahar sanırım annem otlara savaş açtı.Kırda bayırda ne kadar ot var eve getirecek.Otun az olduğu yıllar sırtına sarıp öyle getirdiği otları,bu kez öküzleri koştuğu kağnıya yükleyip getirdiği yetmiyormuş gibi bir de yanında götürdüğü eşeğe yükleyip eve getiriyordu,babam,ağabeylerim ve ablamla.Yedi sekiz yaşlarındaki ben,dört beş yaşlarındaki kardeşimle evde kalıyor,onların dönüşünü bekliyor ve kardeşime dadılık yapıyordum.İki dönüme yakın olan damlarımızın üstü serilen otlarla dolmuş,sıra avlulara gelmişti.
Zamanla avlular da otla doldu.
Bir gün kardeşimle avlunun ot olmayan bir köşesinde oynadık .Müthiş bir sıcak vardı.Bunalmıştık.
OT kokuları içimizi bayıyordu.Bu gün koku alma duyum hayli zayıflamış durumda.Ama o günkü
ot kokularını şu an hala capcanlı olarak duymaktayım.Hele berber çiçeği denen bir çiçek vardır ki morumsu çiçekleriyle ot halinde yaşayan çiçeklerin en güzelidir.
Çocuk halimle otların içinden yürüyerek evin bir odasına gidip serin bir köşeye yatıp kıvrılmak ve uyumak istemekteyim.Otların içine girdiğimde,ot yığını o kadar kabarık ki,neredeyse otların içinde kayboluyorum.Tam o sırada kardeşim avaz avaz ağlamaya başlamaz mı.Gel benii sırtına bindir ,karşıya geçir eve birlikte gidelim.
Abicim,ben seni taşıyamam,bak otların içinde PITRAK(bir nevi sert diken) lar var.ayaklarımız yalın ayak sen sırtımda iken ayağıma batar.Sen de yavaş yavaş arkamdan yürü dedimse de nuh diyor peygamber demiyor.Kendini yırtarcasına ağlıyor,dolu dolu gözyaşlarını döküyor.Nasıl kızdım,nasıl hırslandım bugün bile bilemiyorum.Kardeşimin ısırılacak yeri kalmamış gibi tazecik yanağını ısırdım.
Ve ben 63,kardeşim 59 yaşında. Ve hala o diş izi kardeşimin yanağında!
Zamanla avlular da otla doldu.
Bir gün kardeşimle avlunun ot olmayan bir köşesinde oynadık .Müthiş bir sıcak vardı.Bunalmıştık.
OT kokuları içimizi bayıyordu.Bu gün koku alma duyum hayli zayıflamış durumda.Ama o günkü
ot kokularını şu an hala capcanlı olarak duymaktayım.Hele berber çiçeği denen bir çiçek vardır ki morumsu çiçekleriyle ot halinde yaşayan çiçeklerin en güzelidir.
Çocuk halimle otların içinden yürüyerek evin bir odasına gidip serin bir köşeye yatıp kıvrılmak ve uyumak istemekteyim.Otların içine girdiğimde,ot yığını o kadar kabarık ki,neredeyse otların içinde kayboluyorum.Tam o sırada kardeşim avaz avaz ağlamaya başlamaz mı.Gel benii sırtına bindir ,karşıya geçir eve birlikte gidelim.
Abicim,ben seni taşıyamam,bak otların içinde PITRAK(bir nevi sert diken) lar var.ayaklarımız yalın ayak sen sırtımda iken ayağıma batar.Sen de yavaş yavaş arkamdan yürü dedimse de nuh diyor peygamber demiyor.Kendini yırtarcasına ağlıyor,dolu dolu gözyaşlarını döküyor.Nasıl kızdım,nasıl hırslandım bugün bile bilemiyorum.Kardeşimin ısırılacak yeri kalmamış gibi tazecik yanağını ısırdım.
Ve ben 63,kardeşim 59 yaşında. Ve hala o diş izi kardeşimin yanağında!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)