Son bloğumda kardeşimin yanağında onunla birlikte mezara gidecek bir ısırık izi bıraktığımı yazmış ve noktayı koymuştum. Yaşım yedi veya sekiz,,üç veya dört ....Neyse,kardeşimi derin hıçkırıklar içinde bırakıp,yedi sekiz kilometre uzaklıktaki anne ve babamların çalıştıkları dağlardaki tarlalarımıza doğru bir koşu tutturdum.Koş babam koş.
Koş babam koş...Tarlaya vardım.Babam,ağabeylerim ve ablam buğday,arpa yolması ile meşguller.Ortalıklarda annem gözükmüyor.Oysa benim bildiğim ailenin patronu o! Önce ona hesap vermeliyim ya da ondan hesap sormalıyım.Beni bir bebekle niçin baş başa bıraktınız diye! Neyse yarım saat geçti geçmedi,zavallı anneciğim, sırtına kardeşimi sarmış,yedi sekiz kilometrelik rampaları aşarak dağa ulaşmış.Ve üstelik diğer çocuğunu tüm köyde arayıp bulamayınca bir ihtimal dağdadır diyerek,bütün yolu kalp çarpıntılarıyla yürüyerek bize ulaşmış.Beni görünce sevinsin mi,üzülsün mü ,kızsın mı ,öfkelensin mi,dövsün mü,sevsin mi?duygularıyla karmakarışık bir ifade ile yüzüme baktı,baktı,baktı.....Ana yüreği bu,sarılıverdi ve beni göğsüne bastırdı...Anam benim.Senin hakkını nasıl öderim!!!!!!!!!!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder