27 Şubat 2011 Pazar
9 Şubat 2011 Çarşamba
30 Ocak 2011 Pazar
27 Ocak 2011 Perşembe
Düşlerim de düşlerim....
Son bloğumda kardeşimin yanağında onunla birlikte mezara gidecek bir ısırık izi bıraktığımı yazmış ve noktayı koymuştum. Yaşım yedi veya sekiz,,üç veya dört ....Neyse,kardeşimi derin hıçkırıklar içinde bırakıp,yedi sekiz kilometre uzaklıktaki anne ve babamların çalıştıkları dağlardaki tarlalarımıza doğru bir koşu tutturdum.Koş babam koş.
Koş babam koş...Tarlaya vardım.Babam,ağabeylerim ve ablam buğday,arpa yolması ile meşguller.Ortalıklarda annem gözükmüyor.Oysa benim bildiğim ailenin patronu o! Önce ona hesap vermeliyim ya da ondan hesap sormalıyım.Beni bir bebekle niçin baş başa bıraktınız diye! Neyse yarım saat geçti geçmedi,zavallı anneciğim, sırtına kardeşimi sarmış,yedi sekiz kilometrelik rampaları aşarak dağa ulaşmış.Ve üstelik diğer çocuğunu tüm köyde arayıp bulamayınca bir ihtimal dağdadır diyerek,bütün yolu kalp çarpıntılarıyla yürüyerek bize ulaşmış.Beni görünce sevinsin mi,üzülsün mü ,kızsın mı ,öfkelensin mi,dövsün mü,sevsin mi?duygularıyla karmakarışık bir ifade ile yüzüme baktı,baktı,baktı.....Ana yüreği bu,sarılıverdi ve beni göğsüne bastırdı...Anam benim.Senin hakkını nasıl öderim!!!!!!!!!!!!
Koş babam koş...Tarlaya vardım.Babam,ağabeylerim ve ablam buğday,arpa yolması ile meşguller.Ortalıklarda annem gözükmüyor.Oysa benim bildiğim ailenin patronu o! Önce ona hesap vermeliyim ya da ondan hesap sormalıyım.Beni bir bebekle niçin baş başa bıraktınız diye! Neyse yarım saat geçti geçmedi,zavallı anneciğim, sırtına kardeşimi sarmış,yedi sekiz kilometrelik rampaları aşarak dağa ulaşmış.Ve üstelik diğer çocuğunu tüm köyde arayıp bulamayınca bir ihtimal dağdadır diyerek,bütün yolu kalp çarpıntılarıyla yürüyerek bize ulaşmış.Beni görünce sevinsin mi,üzülsün mü ,kızsın mı ,öfkelensin mi,dövsün mü,sevsin mi?duygularıyla karmakarışık bir ifade ile yüzüme baktı,baktı,baktı.....Ana yüreği bu,sarılıverdi ve beni göğsüne bastırdı...Anam benim.Senin hakkını nasıl öderim!!!!!!!!!!!!
8 Ocak 2011 Cumartesi
1955-56 yılları Mayıs'ın son günleri.Yağan Nisan yağmurları doğayı coşturmuş,tüm doğa adam boyu otla dolmuştu.Ot köyde yaşayanlar için hayatın kendisi demektir.Damdaki ineğin,koyunun ,keçinin kışlık azığı demektir.Çalışkan mı çalışkan,hamarat mı hamarat bir annem var.O bahar sanırım annem otlara savaş açtı.Kırda bayırda ne kadar ot var eve getirecek.Otun az olduğu yıllar sırtına sarıp öyle getirdiği otları,bu kez öküzleri koştuğu kağnıya yükleyip getirdiği yetmiyormuş gibi bir de yanında götürdüğü eşeğe yükleyip eve getiriyordu,babam,ağabeylerim ve ablamla.Yedi sekiz yaşlarındaki ben,dört beş yaşlarındaki kardeşimle evde kalıyor,onların dönüşünü bekliyor ve kardeşime dadılık yapıyordum.İki dönüme yakın olan damlarımızın üstü serilen otlarla dolmuş,sıra avlulara gelmişti.
Zamanla avlular da otla doldu.
Bir gün kardeşimle avlunun ot olmayan bir köşesinde oynadık .Müthiş bir sıcak vardı.Bunalmıştık.
OT kokuları içimizi bayıyordu.Bu gün koku alma duyum hayli zayıflamış durumda.Ama o günkü
ot kokularını şu an hala capcanlı olarak duymaktayım.Hele berber çiçeği denen bir çiçek vardır ki morumsu çiçekleriyle ot halinde yaşayan çiçeklerin en güzelidir.
Çocuk halimle otların içinden yürüyerek evin bir odasına gidip serin bir köşeye yatıp kıvrılmak ve uyumak istemekteyim.Otların içine girdiğimde,ot yığını o kadar kabarık ki,neredeyse otların içinde kayboluyorum.Tam o sırada kardeşim avaz avaz ağlamaya başlamaz mı.Gel benii sırtına bindir ,karşıya geçir eve birlikte gidelim.
Abicim,ben seni taşıyamam,bak otların içinde PITRAK(bir nevi sert diken) lar var.ayaklarımız yalın ayak sen sırtımda iken ayağıma batar.Sen de yavaş yavaş arkamdan yürü dedimse de nuh diyor peygamber demiyor.Kendini yırtarcasına ağlıyor,dolu dolu gözyaşlarını döküyor.Nasıl kızdım,nasıl hırslandım bugün bile bilemiyorum.Kardeşimin ısırılacak yeri kalmamış gibi tazecik yanağını ısırdım.
Ve ben 63,kardeşim 59 yaşında. Ve hala o diş izi kardeşimin yanağında!
Zamanla avlular da otla doldu.
Bir gün kardeşimle avlunun ot olmayan bir köşesinde oynadık .Müthiş bir sıcak vardı.Bunalmıştık.
OT kokuları içimizi bayıyordu.Bu gün koku alma duyum hayli zayıflamış durumda.Ama o günkü
ot kokularını şu an hala capcanlı olarak duymaktayım.Hele berber çiçeği denen bir çiçek vardır ki morumsu çiçekleriyle ot halinde yaşayan çiçeklerin en güzelidir.
Çocuk halimle otların içinden yürüyerek evin bir odasına gidip serin bir köşeye yatıp kıvrılmak ve uyumak istemekteyim.Otların içine girdiğimde,ot yığını o kadar kabarık ki,neredeyse otların içinde kayboluyorum.Tam o sırada kardeşim avaz avaz ağlamaya başlamaz mı.Gel benii sırtına bindir ,karşıya geçir eve birlikte gidelim.
Abicim,ben seni taşıyamam,bak otların içinde PITRAK(bir nevi sert diken) lar var.ayaklarımız yalın ayak sen sırtımda iken ayağıma batar.Sen de yavaş yavaş arkamdan yürü dedimse de nuh diyor peygamber demiyor.Kendini yırtarcasına ağlıyor,dolu dolu gözyaşlarını döküyor.Nasıl kızdım,nasıl hırslandım bugün bile bilemiyorum.Kardeşimin ısırılacak yeri kalmamış gibi tazecik yanağını ısırdım.
Ve ben 63,kardeşim 59 yaşında. Ve hala o diş izi kardeşimin yanağında!
27 Aralık 2010 Pazartesi
Düşlerim.HAŞHAŞ TARLASI
Önceki bloğumda,yatağıma çişlediğimi ve bu çişin sorumlusu olarak
ağabeyimin görüldüğünü anlatmıştım.
Şimdi kaldığım yerden devam edeyim.Bu yatağa çiş yapmalar öyle
bir iki kez olsa,burada anlatmaya kalmazdım.Çünki vaka-yı adiyedendir,bir iki kezlik
olaylar.Benimkisi beşi onu geçti,kırkları ellileri buldu.
En favori çiş yapma sahnem şu:Rüyamda Kod farkından dolayı iki katlı gibi gözüken,üzeri toprak ile örtülü,komşumuzun kullanılmayan bir evi var.
Yine kot farkından dolayı kolayca tırmanabiliyoruz bu binaya.Üzerinde otlar çıkan,çiçekler açan bu toprak örtülü binalar bizim oyun mekanımız.O dambaş(toprak örtülü yer) senin ,bu dambaş benim,dam üstünden dam üstüne atlayarak,köyün üçte bir evini,avlularını gezdiğimi bilirim.
Neyse konuyu fazla dağıtmayayım,Komşumuz Yaşlı kadının(lakabı TİNGİR idi her ne anlama geliyorsa) dambaşına,ben,ağabeyim,komşumuzun biri ağabeyimden büyük,biri benden küçük üç oğluyla çıkar,aşağıda bulunan bize ait olan dambaşa işeme yarışı başlatırdık.Kim en uzağa sidiğini gönderirse yarışı o kazanırdı.Rüyalarımda çişim öyle şiddetli gelirdi ki değil aşağıdaki dambaş,onun on metre ilerisindeki avluya bile eriştirirdim çişimi.
İşte ne olursa olur,o an uykudan uyanır,bakardım ki yatağımda yanıbaşımdaki ağabeyimin üzerine çiş yapmışım veya yapmaya devam etmekteyim. O anki suçluluk
duygularımı bugünkü duygularımla anlatmama imkan yok.Dünyanın en büyük suçunu işleyen ben,üstelik çişini erken söyleme konusunda herkesin takdirini kazanan ben,babama,anneme,büyük abilerime ve hatta komşularıma nasıl hesap
verebilirdim. Bu yüzden uslca yana kayardım.Zavallı ağabeyim,benim çiş yaparak ıslattığım yerin üzerine hop diye yuvarlanırdı.Zaten don giymediğimizden,benim bir
iki yerim ıslanmış olarak az bir hasarla bu durumdan kurtulmam her zaman mümkündü.Üstelik,ÇİŞ2li yerleri ellerimle sıkar,apışaramda sabaha dek kuruturdum.Sabah kerkenden kalkar günlük giysimi giyer,geceki giysimi de bir yerlere tıkıştırırdım
Ağabeyimin uykusu derindi.Evde en geç o uyanırdı.Uyandığında da yattığı yer ıslak olurdu.Tabi ki ev halkından bir alay fırça.
Yine böyle ağabeyimi bir güzel ıslattığımın sabahında.Ağabeyim eşeğin semerinde ,ben arkasında,heybeye günlük yiyeceklerimizi ve içeceğimiz suyu yüklemiş,annemiz yanıbaşımızda,köyümüzün camisi yanından geçmekteyiz. O günlerde köylüye duyurulacak duyuruları,köy bekçisi caminin toprak damına çıkar,birkaç teneke ve çinko parçasıyla çevirdikleri,minareye benzetmek istedikleri
bir yerden yüksek sesle:''Duyduk duymadık demeyin ha!Bugün ......olacak'' köy halkına duyururlardı.
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır hesabıyla;o an aklıma geliverdi yatağı
ıslattığım.Ama suç ağabeyimin üstünde ya.Ağabeyime durdur eşeği ben ineceğim dedim.Ne yapacaksın dedi.Minareye çıkacağım dedim.Ne yapacaksın dedi.
''Duyduk duymadık demeyin köylüler,bugün ağabeyim..........yavuz,yatağına çiş yaptı,herkes duysun ha''diye bağıracağım diyerek bir iyice kızdırdım.Bu kızdırmamı tekrarlaya takrarlaya HAŞHAŞ(afyon )tarlasına vardık.
Yoğun bir işgünü,annem,babam,büyük abilerim,ablam afyon sakızını almakla meşguller. Tarlanın alt başında çalışıyorlar.Ben bahsettiğim ağabeyimle tarlanın üst başında elimizde sapan kuş avlıyoruz.O zamanlar şimdiki gibi
pantalonlarda kemer yok.Kalın bir örgü ip veya sicimle pantalonu(pontur) ilmek yaparak bağlıyoruz.Ancak nasıl olduysa olmuş benim ilmek kördüğüm olmuş.
Bir sıkıştım,elim hemen ilmeğe gitti.Hay körşeytan ay.Kördüğüm
olmuş çözülmez bir türlü.Ağabeyüme yardım et diyorum.Ne yardımı diyor.Şimdi sen Ponturuna bir sıçta bak akşama ben minarede :''Duyduk duymadık demeyin ha!Ali yavuz ponturuna sıçtı ha! Bütün köylüler duysun ha!'' nasıl tellal çağıracağım bak gör diyor.Ondan umudu kesince,tarlanın öbür ucundaki,anneme ablama,canım çıkıyormuşçasına yetişin,yetişin sıçıyorum diye bağırmaya başladım.Aramızda çok değil 50 metrelik bir mesafe var.Kendimi öylesine sıkıyorum ki iki gözlerimden yaşlar geliyor.Ablam durumun cidiyetini kavradı,yüz metre yarışçısı gibi fırladı. Fakat ne yazık ki yetişemedi.On metre kala ıstırabım dindi.Ablama içi dolmuş PONTURU çıkar
mak düştü.İşin garibi.Köylerde ,hele kırlarda,kişinin ikinci bir giysisi yoktur.
Benim pontur az bir su ile azıcık temizlendi,güneşe serildi. O kuruyuncaya dek,ben insanlardan uzak ağaç altlarında gizlendim.Ama ağbeyimpeşim
den ayrılmıyor,donsuz Ali,Donsuz Ali.Donuna şıçan Ali diye kızılderililer gibi çevremde tur atıyor.
Belki inanmayacaksınız ama o günden sonra bir daha yatağıma çiş yapmadım.
Kimbilir,güpegündüz donuma doldurmakla,bilinç altımdaki suçluluk duygusu herkesin gözü önüne serildi ve ben de bu büyük vicdan azabından kurtulduğum için çiş yapmaya son verdim.
ağabeyimin görüldüğünü anlatmıştım.
Şimdi kaldığım yerden devam edeyim.Bu yatağa çiş yapmalar öyle
bir iki kez olsa,burada anlatmaya kalmazdım.Çünki vaka-yı adiyedendir,bir iki kezlik
olaylar.Benimkisi beşi onu geçti,kırkları ellileri buldu.
En favori çiş yapma sahnem şu:Rüyamda Kod farkından dolayı iki katlı gibi gözüken,üzeri toprak ile örtülü,komşumuzun kullanılmayan bir evi var.
Yine kot farkından dolayı kolayca tırmanabiliyoruz bu binaya.Üzerinde otlar çıkan,çiçekler açan bu toprak örtülü binalar bizim oyun mekanımız.O dambaş(toprak örtülü yer) senin ,bu dambaş benim,dam üstünden dam üstüne atlayarak,köyün üçte bir evini,avlularını gezdiğimi bilirim.
Neyse konuyu fazla dağıtmayayım,Komşumuz Yaşlı kadının(lakabı TİNGİR idi her ne anlama geliyorsa) dambaşına,ben,ağabeyim,komşumuzun biri ağabeyimden büyük,biri benden küçük üç oğluyla çıkar,aşağıda bulunan bize ait olan dambaşa işeme yarışı başlatırdık.Kim en uzağa sidiğini gönderirse yarışı o kazanırdı.Rüyalarımda çişim öyle şiddetli gelirdi ki değil aşağıdaki dambaş,onun on metre ilerisindeki avluya bile eriştirirdim çişimi.
İşte ne olursa olur,o an uykudan uyanır,bakardım ki yatağımda yanıbaşımdaki ağabeyimin üzerine çiş yapmışım veya yapmaya devam etmekteyim. O anki suçluluk
duygularımı bugünkü duygularımla anlatmama imkan yok.Dünyanın en büyük suçunu işleyen ben,üstelik çişini erken söyleme konusunda herkesin takdirini kazanan ben,babama,anneme,büyük abilerime ve hatta komşularıma nasıl hesap
verebilirdim. Bu yüzden uslca yana kayardım.Zavallı ağabeyim,benim çiş yaparak ıslattığım yerin üzerine hop diye yuvarlanırdı.Zaten don giymediğimizden,benim bir
iki yerim ıslanmış olarak az bir hasarla bu durumdan kurtulmam her zaman mümkündü.Üstelik,ÇİŞ2li yerleri ellerimle sıkar,apışaramda sabaha dek kuruturdum.Sabah kerkenden kalkar günlük giysimi giyer,geceki giysimi de bir yerlere tıkıştırırdım
Ağabeyimin uykusu derindi.Evde en geç o uyanırdı.Uyandığında da yattığı yer ıslak olurdu.Tabi ki ev halkından bir alay fırça.
Yine böyle ağabeyimi bir güzel ıslattığımın sabahında.Ağabeyim eşeğin semerinde ,ben arkasında,heybeye günlük yiyeceklerimizi ve içeceğimiz suyu yüklemiş,annemiz yanıbaşımızda,köyümüzün camisi yanından geçmekteyiz. O günlerde köylüye duyurulacak duyuruları,köy bekçisi caminin toprak damına çıkar,birkaç teneke ve çinko parçasıyla çevirdikleri,minareye benzetmek istedikleri
bir yerden yüksek sesle:''Duyduk duymadık demeyin ha!Bugün ......olacak'' köy halkına duyururlardı.
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır hesabıyla;o an aklıma geliverdi yatağı
ıslattığım.Ama suç ağabeyimin üstünde ya.Ağabeyime durdur eşeği ben ineceğim dedim.Ne yapacaksın dedi.Minareye çıkacağım dedim.Ne yapacaksın dedi.
''Duyduk duymadık demeyin köylüler,bugün ağabeyim..........yavuz,yatağına çiş yaptı,herkes duysun ha''diye bağıracağım diyerek bir iyice kızdırdım.Bu kızdırmamı tekrarlaya takrarlaya HAŞHAŞ(afyon )tarlasına vardık.
Yoğun bir işgünü,annem,babam,büyük abilerim,ablam afyon sakızını almakla meşguller. Tarlanın alt başında çalışıyorlar.Ben bahsettiğim ağabeyimle tarlanın üst başında elimizde sapan kuş avlıyoruz.O zamanlar şimdiki gibi
pantalonlarda kemer yok.Kalın bir örgü ip veya sicimle pantalonu(pontur) ilmek yaparak bağlıyoruz.Ancak nasıl olduysa olmuş benim ilmek kördüğüm olmuş.
Bir sıkıştım,elim hemen ilmeğe gitti.Hay körşeytan ay.Kördüğüm
olmuş çözülmez bir türlü.Ağabeyüme yardım et diyorum.Ne yardımı diyor.Şimdi sen Ponturuna bir sıçta bak akşama ben minarede :''Duyduk duymadık demeyin ha!Ali yavuz ponturuna sıçtı ha! Bütün köylüler duysun ha!'' nasıl tellal çağıracağım bak gör diyor.Ondan umudu kesince,tarlanın öbür ucundaki,anneme ablama,canım çıkıyormuşçasına yetişin,yetişin sıçıyorum diye bağırmaya başladım.Aramızda çok değil 50 metrelik bir mesafe var.Kendimi öylesine sıkıyorum ki iki gözlerimden yaşlar geliyor.Ablam durumun cidiyetini kavradı,yüz metre yarışçısı gibi fırladı. Fakat ne yazık ki yetişemedi.On metre kala ıstırabım dindi.Ablama içi dolmuş PONTURU çıkar
mak düştü.İşin garibi.Köylerde ,hele kırlarda,kişinin ikinci bir giysisi yoktur.
Benim pontur az bir su ile azıcık temizlendi,güneşe serildi. O kuruyuncaya dek,ben insanlardan uzak ağaç altlarında gizlendim.Ama ağbeyimpeşim
den ayrılmıyor,donsuz Ali,Donsuz Ali.Donuna şıçan Ali diye kızılderililer gibi çevremde tur atıyor.
Belki inanmayacaksınız ama o günden sonra bir daha yatağıma çiş yapmadım.
Kimbilir,güpegündüz donuma doldurmakla,bilinç altımdaki suçluluk duygusu herkesin gözü önüne serildi ve ben de bu büyük vicdan azabından kurtulduğum için çiş yapmaya son verdim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


