Yıl 1953,Ölüm nedir belki ilk kez açık seçik algıla-
dığım yıldır.Daha önce 1951 de üç yaşımdayken,sevdiğim iki kişiyi kaybettimse de,açık seçik algılayamadım.
Dedemle bizim evi,bir at arabasının anca geçebile-
ceği dar bir sokak ayırır.Evlerin üzeri toprak örtülü.Duvarlar usta yapımı olmadığından yamru yumru.Duvarların kenarlarına yine düzgün olmayan sekiler ilave edilmiş.Bu sekilerde komşular otururlar
gün boyu sohbet ederler veya daha doğrusu dedikodu ederler.
Yaz günüydü sanıyorum.Mahalede bir kalabalık
bir kalabalık......Sokağa bir kazan koymuşlar kazanda sular kaynamak
ta.Şaşılacak iş.Biraz sonra ortaya garip bir tahta getirdiler ve dedemi
onun üzerine boylu boyunca uzattılar.Dedemin üst tarafı çıplak.Göbe
ğinden alltına doğru bir bez,alt tarafı yine çıplak.
Babam eline balkabağından oyulmuş bir kabı alıyor ve kazandan sıcak suyu alıp alıp dedemin vücuduna döküyor.
Elinde bir lif var,sabunu köpürtüp köpürtüp dedemin vücudunu ovalıyor.Hayret ki hayret.Ben sekinin en tepesine çıkmış,kalabalığın tepesinden,sinema izler gibi(henüz sinemayla tanışıklığım yok.) izli
yorum.Hayret ki hayret,dedemden en küçük bir tepki yok.Sorduğum
da deden öldü dediler ve biraz sonra büyük büyük adamlar,dedemi bir kutuya koydular,doğru camiye.Birisi caminin toprak damından
ezana benzer fakat ezandan daha güzel acıklı acıklı bir şeyler söyledi.
Meğer ölümlerde sela,yahut sala denilen türküye benzeyen bir ilahi
söylemek adeti varmış.
Büyükler namaza girdiler,çıktılar,daha sonra yüksekçe bir taşın üstüne bıraktıkları sandukanın önüne geldiler.Bir
kez daha namaza durdular.Yalnız bu namaz,annemin babamın kıldığı namaza pek benzemiyordu.Annem ve babam namaz kılarken kah ayakta durur,kah eğilir,kah yerlere yatarlardı.Bunlar öylecene dimdik
ayakta durdular,bir süre sonra başlarını sağa sola çevirip namazı ta--
mamladılar.Sonrasında(sonracığıma) sandukayı omuzlayıp mezarlı-
ğa götürdüler.Derin bir çukur ilişti gözüme.....Dedeciğimi o çukura ba
bacığım bizzat kendi eliyle yerleştirdi.Evcilik oynar gibi sağını solunu tahtalarla kapladı,örttü.Sonracığıma,çukurdan çıkıp küreği eline alarak ilk torakları dedemin üzerine atmaya başladı.Daha sonra amca
larım,komşularım küreği alarak dedemin üzerini toprakla örtme yarışına giriştiler.O kadar hızlı ve şevkle,istekle toprak atıyorlardı ki dedemin üzerine,o gün kim birinci oldu bilemedim.
O günden sonra ne zaman dedemin evine gitsem,dede
mi ocak başında bir daha görmedim.Ama biliyordum artık:Dedem kı-
ran dediğimiz yerdeki mezarlıkta toprak altında yatıyordu.O kadar toprağın altından ben bile çıkamazdım,dedem nasıl çıksındı.............
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder