9 Aralık 2010 Perşembe

Düşlerim...

Üç veya dört yaşlarından beri,hatırlıyorum her şeyi.
lanet olsun böyle bir hafıza,şey ediyor beni.
Herşeyin normali güzeldir.Anormal,adı üzerine normal değil
böyle olunca sıkıyor beynimi.Allahım n'olur,boşalt şu beynimi dediğim anlar çok oluyor..


1952-53 yılları.,dosdoğru,terslik dediğimiz gübreliğe gidiyorum ve erkek çocuk olduğum halde,boydan giydirilen fistanımı,kaldırıyor ve çömeliyorum uygun bir yere.Hacetimi defeyledikten sonra tıpış tıpış eve dönüyorum.Bilmiyorum ki bu yaptığım davranışın çok makbul bir davranış olduğunu.

O YILLARDA ŞİMDİKİ GİBİ çocuk bezleri yoktu.Anneler,kaput ya da amerikan bezleri dedikleri,sık dokunmuş,
beyaz bir bezden bir kaç metre ya dokurlar,ya da satın alırlar,20 santimetre genişliğinde,30-40 santimetre uzunluğunda parçalar keserler ve bu bezin üzerine,AŞIKAYA(kırmızı bir toprağın çıktığı bir yer) denilen yerden kazdıkları kalburla eledikleri bu toprağı sac'ın üzerinde kızdırıp,mikroplarını öldürdükten sonra sererler ve de çocuğunkıçına ve ön tarafına gelececek şekilde bağlarlardı.Çocuk işini yapınca çok kolay bir biçimde gübreliğe dökerler,kalan bezi,köyün ortak kullandığı tek su kaynağı olan pınarda(BUNARDA) pınar taşında alemin gözü önünde yıkarlardı.Hayatta övündüğüm şeylerden birisi de,belki hiç bir köylümün benim kakamı görme şerefine nail olmamış olmalarıdır.Bana büyüklerimin anlattıkları böyle şimdiye kadar.Ama hepsi halen hayattalar.Her an
bir hata varsa düzeltme şanslarına sahipler.Eğer öyle bir durum varsa
tüm büyüklerimden ve de köylülerimden özür dilemek boynuma farzdır..

Sözü neden bu kadar uzattığım biraz sonra anlaşılacaktır.İsterseniz sözün sonunu,ya da bloğun finalini ikinci bloğa bırakalım...

Hiç yorum yok: