Yıl 1951 Yukarıda beni şefkatle öpen komşumuz,cebinden çıkardığı bir lokumu elimi tutuşturdu.Olamaz,olabilemez böyle bir lezzet.Sabah
yağsız tarhana çorbası,öğlen ve akşam bulgur aşı (bulgur pilavının sulusu.Aynısını yapmak için bu yaz yazlıkta uğraştım.ölçü olarak bire dört ,bire beş su kesmedi,bire altı koyunca,rahmetli annemin meşhur bulgur aşına benzeyen bir yemek elde edebildim....)ile beslenen ben için ,bu adam cennetten
gönderilen bir iyilik meleği olup çıktı.Meğer bu adam annemin öpöz amcasından başkası değil miymiş.....Tabi ben amca dayı ne bilmiyorum.....
Anlattığım bu olaydan çok değil bir kaç gün sonraydı.Benden iki yaş büyük olan ağabeyim Abdullah ile,köyün iki büyük meydanından birisinde,bağa mı gidiyorduk,bağdan mı geliyorduk bilemeyeceğim...Birden bir
kaç el silah sesi duyduk.Baktık,bana lokum veren o iyilik meleği adam yere düştü.
Vücudundan kanlar akmaya başladı.Sanki o an baenim vücudum bıçakla kesildi,oluk gibi kan akmaya başladı.O gün bu gündür,kendi vücudumdan oluk gibi kanlar aksa hiç ama hiç acı duymam.Ama ne zaman yanımdaki birinden ufacık bir çizikten kan aksa bayılacak gibi olur,bayılma raddelerine gelirim....
Ve insanların birbirlerinin kanını nasıl akıttıklarına şaşarım.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder