Ve sevgili kardeşim Osmanı(hani doğar doğmaz ,sen niye doğdun,sen öl Osman dediği Annemin)kaybettiğimi anlatmıştım geçen yazıda.
Henüz sekiz yaşındaydım,Osmanın yokluğuna alışmaya çalışıyordum.Henüz bir hafta geçmemişti ki,insanların cuma namazından sonra,köyümüzün dağın eteğinde ve biraz da kot farkı olan yüksekçe bir yerinde olan mezarlığa doğru koştuğunu:''Osmanın mezarını ANDIK (sırtlan)açmış ''dediklerini duydum.Ko-
şanların en önünde de benden iki yaş büyük ağabeyim Abdullah vardı.Ve en önce de mezara o ulaştı.Mezar henüz taze olduğu için kazmak kolaydı.Mezarda bir elin gireceği kadar bir delik açılmıştı.Muhtemelen bir yılan tarafından açılmıştı.Ağabeyim kolunu soktu deliğe.Osmana ulaştığını ve yerinde yattığını söyledi.Bütün ahali derin bir oh çekti.
Oysaki köyümüzde orman olmadığı için,hiç kimsenin bir tane olsun kurt,çakal,sırtlan,domuz ,ayı ve hatta tilki gördüğünü duyan olmamıştır.
Ama kış gecelerinde anlatılan masallarda canavarlardan ,ayılardan ,andıklardan bol kahraman yoktu.Ben kaç geceler bu korkunç kahramanlar tarafından kaçırıldım,yatağıma işedim rüyalarımda.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder