27 Kasım 2010 Cumartesi

Düşlerim

Sanıyorum önceki blogta birkaç yıl uzun atlama yaptım.Komşumuz ve annemin amcası olan İdris
amca1951 yılında bir cinayete kurban gitmişti.Ve ben üç
yaşında iken hem bu cinayete,hem otopsiye tanık olmuş
tum.Bir çocuk için ne büyük bir travma değil mi.Şimdiki
günleri düşünün.Anneler,babalar şu filmi çocuğunuza göstermeyin.Ne olurmuş,çocuğun psikolojisi bozulurmuş.Çocuğunuza kötü söz söylemeyin,sert davranmayın ,ne olurmuş psikolojisi bozulurmuş.Valla
biz iki tokat değil,eşek sudan gelinceye kadar dayak ye--
dik yine de psikolojimiz bozulmadı.Ve sapına kadar demokrat bir insan olduk icabında.Çocuklarıma fiske vurmadım.Ha iyi mi oldu?Affedersin neredeyse başımın
üstüne sıçacaklar...Takdir yüce kamuoyunundur...

Nerede kalmıştık.Yıl 1951.Henüz üç yaşındayım.Ablam benden dört yaş büyük olduğuna göre 7 yaşında.
Gözlerimin önünden gitmeyen manzara
şu:Kapızın önündeki meydanlıkta,çocukların sek sek oynamak için çizdiği,dikdörtgen şeklindeki çizgiler..
Çizgilerin dışında yassı bir taş.Oyuncu bir kaç kız.Taşı elleriyle ilk kare veya diktörtgenin içine koyuyorlar.sonra tek ayak üstünde bir kareden ötekine,
hatta gücü yetiyorsa iki kare birden ötekine iletiyorlar.Ama o zaman ,tek ayak üstünde iki kare zıplamak gerek.Taş çizgide kalırsa oyuncu yanıyor.
İŞte yedi yaşındaki ablam,1950 doğumlu,benden 2 yaş küçük kardeşimi,çarşaflar ve kolandediğimiz yassı ve kalın iplerle sırtına bağlamış
ve sek sek oyununu başarı ile icraa etmekte.
Ne oldu biliyor musunuz?Konu bir film yönetmeninin eline geçse mutlaka ödül alacak bir film çıkarır bundan.9-10 aylık kardeşim 1951 yılında,İdris Amcamın arkasından öldü.Ve fakat ölmedn önce kardeşim bir kaç kere kustu.Kusmukların içinden,ablamın tomar tomar saçları çıktı.Ablam oyun oynarken,zavallı kardeşim ,sırtında sürekli olarak onun
saçlarını yemiş............................

Hiç yorum yok: