Sadece bizde değil,Çevremizde 300-500 kilometre karelik bir alanda yırtıcı hayvan gören yoktu o güne dek.Nasıl oluyordu da,büyüklerimiz,gözleriyle görmüşçesine bize o korkunç hayvanları anlatıyoyorlar ve ben ve benim gibi arkadaşların yataklarını ıslatmalarına izin veriyorlardı.Bir arkadaşımızın gece korkuları lise yıllarına dek devam etti.Tabi yatağını ıslatması da.Çok şükür benimki ilkokulu bitirme yıllarında sona erdi.Çünkü artık hikaye
ve masal okumaya başlamıştım.Nelerin gerçek ,nelerin masal olabileceğine dair fikirlerim oluşmaya başlamıştı.
Ve fakat o yıllarda çektiklerimi ben bilirim.Ne korkunç yıllardı yarabbim.
O yıllarda--1952-1958- köye ayıcılar gelirdi.Ayıcı,ayının burnuna bir zincir(köylümüz ZENCİR der) geçirmiş zinciri yavaş veya hızlı çekerek ,arada bir elindeki sopayla ayıya vurarak ayıya yön verir.Ayıya ''Göster bakalım,küçük hanımlar hamamda nasıl bayılırlar''der .Ayıcık hemen sırt üstü yatar.Bütün millet Kahkahalarla güler.Ayıcı ,ayısına öğrettiği tüm marifetleri
gösterdikten sonra,ayıyı oynatırken çaldığı tefi,halkın arasında gezdirir(dolaştırır dememi bekliyorsunuz doğal olarak) topladığı paralarla bir başka köye doğru yola çıkar. Yola nçıkar da,akşama olan bana olur.Çünkü büyüklerimizin anlattığına göre,ayı oynarken gördüğü güzel kızları,gelinleri,çocukları unutmazmış.Akşam olunca gelir,onları uykusundayken sırtına alır ve dağlara,mağarasına kaçırırmış.
O günlerde altı kardeş ve annem babam aynı odada toplam üç dört yatakta yatardık.Herkes horul horul uyurken ben uyumamak için kendimle mücadele ederdim
bilirdim ki,uyuduğumda ayı gelecek ve beni sırtına bindirip mağarasına götürecek.Evdeki tek ışık olan GAZ LAMBASI çoktan sönmüştür.Uyumadığım halde ben karşıkı duvarda ayıyıcanlı
imişçesine görmekteyim.Bağırmak isterim seim çıkmaz.Koşmak isterim,dizlerimden aşağısına bir sıcaklık yayılır,felç olmuşçasına kıpırdyamam.Olan yatağa olur........
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder